26 Temmuz 2013 Cuma

Gezi Güncesi

Bosna Hersek'ten selamlar :) Abimler görev dolayısıyla buraya geldiler, ben de tatilden istifade takıldım peşlerine. Yaklaşık 10 gündür buradayım. İlk izlenimim 'Aaa Karadenize benziyor.' oldu. Haftasonu epey gezme fırsatı bulduk.
Gezimize ilk olarak Sarajevo(Saraybosna) merkeze inmekle başladık. Başçarşı'ya gttik. Aslında ilk gün benim ajandamdaki gezilecek yerler kısmındaki her yeri görmüş oldum diyebilirim. Çünkü görülecek yerlerin çoğu Başçarşı'da yer alıyor. Kütüphanenin, Latin Köprüsünün yanından geçerek Başçarşı'ya ulaştık. Sebil, Saat Kulesi, Mimar Sinan'ın yapmış olduğu Gazi Hüsrev Bey Camisini gördük. Bir yerde iftar için yer ayırtıp gezmeye koyulduk. Bakır eşyalar, özellikle fincan-cezve setleri ve çini işleri çok fazla. Bunlar dışında benim gibi merağınız varsa birkaç antikacı görebilme fırsatınız da var :) Ben 1 tane kaval aldım ufak :) Müzeler kapalıydı. hatta bazı dükkanlar da sat 18.00 olmasına rağmen kapalıydı. Burada hayat erken kararıyor. 

 İftar için Cevabi söyledik. Kaymak ve soğanla getiriliyor. Çok güzel ve hafif bir köfte. Burada iftar için top patlıyor. O kadar yakınımızda patladı ki, tam ezanı bekleyip dikkat kesildiğimiz anda sıçradık yerimizden.

Yemekten sonra Moraca Han'a gittik. Otantik bir yer, birkaç kafe bulunuyor. Birine oturup kahve söyledik. Cezve ve lokumla geliyor. Cezveden 2 fincan kahve çıkıyor. Hayatımda ilk defa üst üste 2 fincan kahve içtim :) İlk günümüz böyle noktalandı.
Ertesi günkü Bosna gezimiz 'Tunel Spasa' yani Boşnakça Kurtuluş Tüneli, Türkçede ise hayat Tüneli denilen yerle başladı. Giriş biletlerimizi alıp içeri geçtiğimizde ingilizce bilen birisi bize rehberlik etti. Önce bahçede bir televizyonda 15 dakikalık, tünelin yapımını, savaş yıllarını, bombaları içeren bir kısa film izledik. Filmden onra tünele indik. 1 metre genişliğinde, 1.60m yüksekliğinde ve 20 metre uzunluğunda. Nesefim daraldı o kadarcık uzunluğu yürürken. Tünel yapıldığında Boşnaklar 800 metrelik bu tünelden havaalanına cephane, yiyecek taşımışlar. Tünelden çıkınca müzeye girdik. Savaş zamanından kalma eşyaların, bombaların, fotoğrafların olduğu. Dün gittiğimiz Saraybosnada gördüğüm Kütüphanenin ve sarı bir otelin bombalanmış fotoğrafları beni en çok etkileyen oldu. Müzedeki deftere bişeyler yazıp, afallamış bir biçimde çıktık dışarı. Burada hava sıcaklığı çok yüksek olmasa da, güneşi çok yakıcı. Sıcaktan bunaldık biraz.

Arabamıza binip yola koyulduk yeni bir keşif için. Roma köprüsünü de gördükten sonra 'Vrelo Bosna' yani 'Bosna Kaynağı'na vardık. Arabayı park edip biraz yürüyünce ulaştık ormanın içine. 'Aman Allahım, cennet burası mıydı?!?' dedim o an. Her yer yemyeşil. Sular, köprüler, kuğular; bir kartpostalın içinde yürüdük adeta. Saatlerce dolaştık. Her bir köşesinin tonu farklı. Fotoğraf karelerine sığmadı güzelliği. İnşallah tekrar gideceğiz.

Uzun zamandır olmadığım kadar mutlu oldum o gün. Bosna'yı bu kadar beğeneceğimi, bu kadar güzel olacağını tahmin etmemiştim.

4 yorum:

  1. Yazdıklarınızı okurken çok etkilendim..En çokta Kurtuluş tünelinden..Sanırım ben gezemezdim orayı..Maalesef hiç yurt dışı gezilerimiz olamadı, inşaallah bir gün bizde gezebiliriz bu güzel cenneti :) sevgiler..

    YanıtlaSil
  2. Çok teşekkür ederim yazımı okuyup yorumladığınız için :)Gezmeye devam ediyoruz, yeni yazılarım olacak ,inşallah buralar hakkında :) Ayrıca 2 gün önce cinaragacinda@gmail.com adresinize bir e mail yollamıştım, inşallah beğenirsiniz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hemde çok beğendim, maillerime yeni bakabildim, ellerine sağlık güzel hediyen için.. sevgiler :)

      Sil
  3. En kısa zamanda blogunuzda hediyemi görmek dileğiyle :)

    YanıtlaSil