Dostluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dostluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Temmuz 2013 Perşembe

Ben Bu Gece Özledim

Dinlediğim Feridun Düzağaç şarkısı eskilere götürdü beni. Hiç unutmuyorum geziye gidilecekti o gece, toplanmıştık. Ben ve o caddenin kenarındaki banklarda oturuyorduk. Bu şarkı dilime dolanmıştı. Ama yanlış söylüyordum her seferinde. O'ysa her söyleyişimde gülüyordu bana. Yanlış söylediğimin farkındaydım ama o boşluğa ne geleceğini bilmediğimden  mantığıma uygun  bir şey uydurmuştum oraya. Şimdi bile şarkıyı kendi versiyonumu söylemeyi tercih ediyorum.
Bu gece ise o günden daha farklı,daha anlamlı bu şarkı benim için . Çünkü eski dostum Ayşenur'u özlediğimi fark ettim. Aslında onu mu, yoksa dostluğumuzu mu...
Biz çok farklıydık. O gezi gecesinde de olduğu gibi biz hep baş başaydık . Topluluğa karışırdık. Aynı evde kalırdık başka kızlarla ama en kalabalık ortamda bile biz sadece ikimizdik. Birbirimizi kıskanırdık, anlardık, düşünürdük, önemserdik.. Ne zaman anlamamaya başladık, ne zaman birbirimize sabredemez olduk...
İşte bu da yazıma ilham olan F.D. şarkısı..


27 Şubat 2012 Pazartesi

Dostluk Üzerine

Annemin mutfaktan gelen "Rüzgar çıkmış rüzgar!" sesiyle hafızamın derinliklerinden bir şeyler çıkıyor gün yüzüne. Kurcalıyorum...
İlkokula giderken en yakın arkadaşımla apartmanın arkasına, inşaat malzemeleriyle bir ev yapmıştık kendimize. Yani ev dediysem küçücük kulübecik. İkimizin zar zor sığabileceği. Bir gün evimizden çıktığımızda dışarıda öyle bir rüzgâr vardı ki, 20kiloluk bedenlerimizi uçurmasından korkuyoruz. Rüzgâra karşı yürüyoruz ama bir türlü evimize varamıyoruz. Paçalarımız, saçlarımız savruluyor. Annelerimiz camdan bağırıyor "Çabuk eve gelin." diye. Sanki saatlerce rüzgarla boğuşuyoruz. Daha sonra kesintiye uğruyor zihnim. Apartmana nasıl geldik, nasıl sevindik hatırlayamıyorum, ama rüzgârın bizi uçurmadığını biliyorum :)
İşte en değerli dostluğumun temelleri bu hikâyemiz kadar sağlam. O günden bu güne kadar kopmadan gelebildik. Ne yıllar, ne yollar denir ya hani; işte öyle. Şuan ayrı yerlerde, bambaşka kişilerle günlerimiz akıp geçse de, bir telefon konuşması ya da ilk görüşme yılların bizden bir şey götürmediğini anlamamızı sağlıyor.