23 Temmuz 2013 Salı

Papatya Vazomuz

Plastik su şişesinin yarısını kesip, kumaşla kapladım, ortaya bu güzel vazo çıktı :)

28 Mayıs 2013 Salı

Yeni Header'ım :)

Bir blogger için en önemli şeylerden biri de header olsa gerek :) Çünkü blogun güzel görüntüsünü çok etkiliyor. Ben çok uğraştım bunun için, kendim yapmaya çalıştım bir süre ama bir süre sonra bıraktım uğraşmayı. Tam ümidimi kesmişken tesadüfen çok güzel bir insan tanıdım. Evet o insan Shemellon :)
Kendisi tasarımcı ve biz bloggerlar için headerlar hazırlıyor, hem de ücretsiz, hiç bir karşılık beklemeden..
Kendisiyle e-mail yoluyla irtibata geçtim, ve o da beni kırmadan kısa bir süre içinde hazırladı headerımı. Hem yeni bir başlığa kavuştum, hem de iyi bir insan tanıdım bu vesileyle..
Sevgili blogdaşlar, eğer sizin de böyle bir şeye ihtiyacınız varsa Shemellon 'un sitesini ziyaret etmenizi tavsiye ederim.
DipNot: Benim headerım tam oturmadı blogun boyutlarından dolayı, bir türlü ayarlayamadım. En kısa zamanda düzeltmeye çalışacağım. Sevgiler :)

25 Mayıs 2013 Cumartesi

Yağmur Damlalarında İnsan Olmak

Bahar yağmurları yağıyor üstümüze. Şemsiye açıyoruz berekete. Sığınıyoruz kalbimizdeki sevgiliye.
Peki ya karınca olsaydık bu yağmurda?
Sığınacak mıydık bir ağaç yaprağına, kapşonumuzu çekecek miydik başımıza, sel baskınlarından koruyabilecek miydik yuvamızı?
Ya da bir balık?
Suyla bütün, ama suyun en saf haline sürgün.
Varlık içinde yokluk.
Peki ya bulut olmak?
Parçalarından kopmak, onları dünyayla paylaşmak...
Ne dersiniz?

30 Mart 2013 Cumartesi

Hayatıma Bir "Melek" Girdi

Yaklaşık bir hafta önce beklediğimiz yeğenim doğdu. Tam olarak tarif edemiyorum hislerimi, yine de çabalayacağım.
Eve ilk girdiğimde acaba hangi odada yatıyor diye bakınırken etrafıma, montumu çıkarıp asmak için bir odaya girdim ve O'nu görmeden geçip gitmişim. Aniden durup bir adım geri attım ve orada yattığını fark ettim. O kadar minik ki, evet görülemeyecek kadar :)
Bundan 7 ay önce hamilelik haberini duyduk, ultrason fotoğraflarına baktık sevinçle, heyecanla, ama O'nu kucağımıza almak tüm soyut heyecanlarımızın somutlaşmış hali oldu :)
Hayatımızda çok sevdiğimiz, en yakınlarımız sınırlı sayıdadır ve onları kazanmak için ne çabalar sarf ederiz, uzun vakitler harcarız. Düşünsenize birdenbire hayatınıza çok sevdiğiniz, her hareketini hayranlıkla izlediğiniz, öpmeye doyamadığınız, hemencecik özlediğiniz, minicik elleriyle parmağınızı sımsıkı tutan birisi giriyor. ~Ne büyük lûtuf...
  • İlk gece sabaha kadar uyumadı. Ağlarken ne yapacağımızı şaşırıyoruz, elimizden bir şey gelmiyor. Kaç kere gözlerim doldu O'nun  o sesi için... Neyse ki sabah saat 5 gibi uyuyakaldı, bende yanıma yatırdım. Yanımda uyudu ve ben O'nu izlerken uyuyakaldım~
  • Arada bir uyanıp kımıldadığında hafif hafif salladım ve tekrar uyuttum.Ona zarar vermemek için diken üstünde uyudum.
  • Düne kadar abimle oturup şakalaşırken, çocukluğumuzdaki gibi atışırken, şuan onun "Baba" olması, sabaha kadar ağlayan oğlunu sakinleştirme çabasını, O'nun için endişelenmesini anlamak...
  • Annem ve babamın O'nu sevişini görmek, gözlerindeki gülücüğü hissetmek, paha biçilemez. Allah herkese bu duyguyu tattırsın..
  • Yumuşacık tenine dokundum, ellerini tuttum, miss kokusunu içime çektim, burnunu öptüm, kucağıma alıp sımsıkı sarıldım. Evet ben "Hala" oldum ~:)



Bunlar da kendi ellerimle hazırladığım bebek şekerlerimizz :)
 Aramıza hoş geldin Ahmet Enes(:

3 Mart 2013 Pazar

fikrimi sevsinler :)

Uzuuun bi aradan sonra hoşbuldum blog. 1 dönem geçmiş ve hiç bişey yazmamışım. Umarım daha sonra anlatırım neler yaptıklarımı :) Bugün de çok cici ayraçlar yaptım. Fotoğrafını falan çekerken paylaşim burada diye düşündüm. Öncelikle ayracımız işte bu :

Daha önce de bahsetmiştim ayraçlara karşı ilgim olduğundan, ama bu seferki bizim kızlar için minik bir hediye düşüncesiyle başladı. Yapmak isteyenler, merak edenler için malzemeler:
Beyaz Karton
Makas
Cetvel
Maket Bıçağı
Delgeç
Kumaş Parçası
Peligom
Tül

Öncelikle kartonu 2 ayraç boyunda kestim. Sonra ortadan ikiye katladım. Bir tarafına maket bıçağım olmadığı için meyve bıçağıyla pencere açtım :) Pencereye gelecek şekilde kumaşı kartonların arasına koyup hoop yapıştırdım.

 Sonra beyaz tülden fiyonk yaptım. Ayracımızın üst tarafına 2 tane delik açıp kurdeleyi oradan geçirdiğim iplerle bağladım.

 Çok şirin bişey çıktı ortaya, şimdi ise sahiplerini bekliyor :)



23 Eylül 2012 Pazar

Sonbahar ~


Yarın okulum açılıyor. İşte tam anlamıyla yaz bitti, sonbahar başladı diyebiliriz şimdi. Çünkü takvim gösterdiği an yaz bitmiyor. Okul açıldığında da sıcak hava kütlesi yurdu terk etmiyor ama vücudumuz yaz havasından çıkıyor, tatili bitiriyor.
Yazın dağıttığımız her şeyi toparlama vakti şimdi. Ne kadar dağıtıp; tadını çıkarabildiysek yanımıza kâr.
Şimdi neyin zamanı peki?
Yazın dağıttığımız her şeyi toplama zamanı. İşlerimizi, derslerimizi, kafamızı.
Kalabalığın değil, kendimizle baş başa kalmanın, yalnızlığın zamanı.
İçimizi kıpır kıpır yapan yaz şarkılarının değil, gönlümüze hitap eden şarkıların zamanı. Sezen Aksu zamanı, Teoman zamanı.
Eğlencenin değil, hüznün zamanı.
Ve 'Kavuşma Zamanı'...
Şehrimize, evimize, odamıza, yatağımıza kavuşmanın zamanı.
Tatildeyken uzak kaldığımız sevdiklerimize ve sevmediklerimize kavuşmanın zamanı.
Yeni kararlar alma, hedefler koyma zamanı. Yok Yok öyle 'bu yıl çok çalışacağım' hayallerinden bahsetmiyorum. Kendimizle ilgili, başarabilirsek hayatta bir adım ilerleyebileceğimiz kararlar; hedefler...
Mesela ilişkilerimizde daha dikkatli olmalı, insanlar hakkında gelişigüzel konuşmamalı.
Kalp kırmamalı, "Kendi hatalarımızı bulmaktansa, başkalarınınkini aramamalıyız."
Okunacak kitaplar listemizi tazelemeli, her birini büyük bir özenle okumalı.
Fotoğraf makinesini bol bol kullanmalı, geçip giden an'lardan geriye birçok anı bırakmalı.

Ama yine her yıl olduğu gibi bir sürü not defteri, renkli kalem alınmalı.
En sevdiğimiz yerde, en sevdiklerimizle, en sevdiğimiz yemekler yenmeli.
Özlenilenlerle hasret giderilmeli.
                                                                                          E hadi bakalım...

19 Eylül 2012 Çarşamba

İç Ses

"Cümleler kuruyorum. Başladığım an pişman oluyorum, olmadı diyorum. Yine de bitiriyorum. Toparlayım derken deviriyorum...~"

8 Temmuz 2012 Pazar


Yaşadığım şehri ne kadar sevmesem, çoğu zaman isyan etsem de, ondan ayrılmak, uzak kalmak düşüncesi mahvediyor. O kadar yaşanmışlık var ya hani...
Annem anılarını anlatıyor, köyde geçen yıllarını. Düşündükçe o kadar uzak geliyor ki o günler bana. Üzerinden kaç yıl geçmiş... Şimdi tatillerde bir kaç günlüğüne uğruyoruz anca.
Kendime dönüp bakınca; anneme olduğu gibi benim için de Adana öyle mi olacak ileride? Sadece anılar hatırlanacak, "yalan" olacak yani.
Okula başladığım, çocukluğumu geçirdiğim, sokaklarında kaybolduğum, geceleri ağladığım, yeri gelince gülüp eğlendiğim, yıllarımı geçirdiğim, iyi dostlar kazandığım şehir gün gelip sadece anılarda mı hatırlanacak? Ki anılar da zamanla suyunu çekecek... Kum saati diğer yarım küreyi çoktan doldurmuş olacak.
Yabancılaşacağız birbirimize. Ben başka şehirler tadacağım, o; başka insanlar, başka hayatlar...