3 Mart 2013 Pazar

fikrimi sevsinler :)

Uzuuun bi aradan sonra hoşbuldum blog. 1 dönem geçmiş ve hiç bişey yazmamışım. Umarım daha sonra anlatırım neler yaptıklarımı :) Bugün de çok cici ayraçlar yaptım. Fotoğrafını falan çekerken paylaşim burada diye düşündüm. Öncelikle ayracımız işte bu :

Daha önce de bahsetmiştim ayraçlara karşı ilgim olduğundan, ama bu seferki bizim kızlar için minik bir hediye düşüncesiyle başladı. Yapmak isteyenler, merak edenler için malzemeler:
Beyaz Karton
Makas
Cetvel
Maket Bıçağı
Delgeç
Kumaş Parçası
Peligom
Tül

Öncelikle kartonu 2 ayraç boyunda kestim. Sonra ortadan ikiye katladım. Bir tarafına maket bıçağım olmadığı için meyve bıçağıyla pencere açtım :) Pencereye gelecek şekilde kumaşı kartonların arasına koyup hoop yapıştırdım.

 Sonra beyaz tülden fiyonk yaptım. Ayracımızın üst tarafına 2 tane delik açıp kurdeleyi oradan geçirdiğim iplerle bağladım.

 Çok şirin bişey çıktı ortaya, şimdi ise sahiplerini bekliyor :)



23 Eylül 2012 Pazar

Sonbahar ~


Yarın okulum açılıyor. İşte tam anlamıyla yaz bitti, sonbahar başladı diyebiliriz şimdi. Çünkü takvim gösterdiği an yaz bitmiyor. Okul açıldığında da sıcak hava kütlesi yurdu terk etmiyor ama vücudumuz yaz havasından çıkıyor, tatili bitiriyor.
Yazın dağıttığımız her şeyi toparlama vakti şimdi. Ne kadar dağıtıp; tadını çıkarabildiysek yanımıza kâr.
Şimdi neyin zamanı peki?
Yazın dağıttığımız her şeyi toplama zamanı. İşlerimizi, derslerimizi, kafamızı.
Kalabalığın değil, kendimizle baş başa kalmanın, yalnızlığın zamanı.
İçimizi kıpır kıpır yapan yaz şarkılarının değil, gönlümüze hitap eden şarkıların zamanı. Sezen Aksu zamanı, Teoman zamanı.
Eğlencenin değil, hüznün zamanı.
Ve 'Kavuşma Zamanı'...
Şehrimize, evimize, odamıza, yatağımıza kavuşmanın zamanı.
Tatildeyken uzak kaldığımız sevdiklerimize ve sevmediklerimize kavuşmanın zamanı.
Yeni kararlar alma, hedefler koyma zamanı. Yok Yok öyle 'bu yıl çok çalışacağım' hayallerinden bahsetmiyorum. Kendimizle ilgili, başarabilirsek hayatta bir adım ilerleyebileceğimiz kararlar; hedefler...
Mesela ilişkilerimizde daha dikkatli olmalı, insanlar hakkında gelişigüzel konuşmamalı.
Kalp kırmamalı, "Kendi hatalarımızı bulmaktansa, başkalarınınkini aramamalıyız."
Okunacak kitaplar listemizi tazelemeli, her birini büyük bir özenle okumalı.
Fotoğraf makinesini bol bol kullanmalı, geçip giden an'lardan geriye birçok anı bırakmalı.

Ama yine her yıl olduğu gibi bir sürü not defteri, renkli kalem alınmalı.
En sevdiğimiz yerde, en sevdiklerimizle, en sevdiğimiz yemekler yenmeli.
Özlenilenlerle hasret giderilmeli.
                                                                                          E hadi bakalım...

19 Eylül 2012 Çarşamba

İç Ses

"Cümleler kuruyorum. Başladığım an pişman oluyorum, olmadı diyorum. Yine de bitiriyorum. Toparlayım derken deviriyorum...~"

8 Temmuz 2012 Pazar


Yaşadığım şehri ne kadar sevmesem, çoğu zaman isyan etsem de, ondan ayrılmak, uzak kalmak düşüncesi mahvediyor. O kadar yaşanmışlık var ya hani...
Annem anılarını anlatıyor, köyde geçen yıllarını. Düşündükçe o kadar uzak geliyor ki o günler bana. Üzerinden kaç yıl geçmiş... Şimdi tatillerde bir kaç günlüğüne uğruyoruz anca.
Kendime dönüp bakınca; anneme olduğu gibi benim için de Adana öyle mi olacak ileride? Sadece anılar hatırlanacak, "yalan" olacak yani.
Okula başladığım, çocukluğumu geçirdiğim, sokaklarında kaybolduğum, geceleri ağladığım, yeri gelince gülüp eğlendiğim, yıllarımı geçirdiğim, iyi dostlar kazandığım şehir gün gelip sadece anılarda mı hatırlanacak? Ki anılar da zamanla suyunu çekecek... Kum saati diğer yarım küreyi çoktan doldurmuş olacak.
Yabancılaşacağız birbirimize. Ben başka şehirler tadacağım, o; başka insanlar, başka hayatlar...

5 Haziran 2012 Salı

Yaz Önerileri

Sabah televizyonda Gül Kaynak'ı görünce hemen harekete geçtim. Evet yaz geldi ve daha zayıf, daha sağlıklı ve daha güzel olmamız için bu mevsimi iyi değerlendirmemiz gerekiyor :) Kışın o ağır havasından kurtulduğumuza göre şöööyle bi silkinip kendimize gelelim. Ordan burdan şurdan duyduğum haberleri buraya not alıyorum, hem kendim, hem de sizler için.

  • Kışın soğukta su içememekten şikayet edip durduk, canımız istemedi. Ama yazın gelmesiyle birlikte günde en az 3 litre su içelim. Çantamızda mutlaka su şişemiz bulunsun. Zaten Adana gibi sıcak bir şehirde yaşıyorsanız bu ayakta kalabilmeniz için en önemli seçenek :)
  • Çay kahve tüketimini minimuma indirip, gazlı içeceklerden (maden suyu hariç) vazgeçelim. Uzmanlar günde 2 bardak çayın kalp krizinden sonra ölüm olasılığını azalttığını söylemiş. Yani bu da demek oluyor ki kahvaltıda ve akşam demlenen çaydan birer bardak içebiliriz. Zaten havalar ısındığı için sıcak içecek ihtiyacımız da azalıyor. Su'dan başka hiç bir içeceğe bağımlılık yapmayalım aman dikkat derim!
  • Salatalık, semiz otu, ıspanak, brokoli toksinlerden arınmak için birebir. Sevmesek de alışmaya çalışalım :(
  • Yazın bize hediyesi olan tüm meyveleri bol bol tüketelim. Özellikle karpuz, kiraz, kayısı, armut bağırsakları çalıştıran çok önemli meyvelerdir, her gün tüketelim.
  • Günde en az 1 saat açık havada yürüyüş yapalım.
  • Çimlerde çıplak ayakta dolaşıp topraklanalım.
  • Tıpkı kışlık giysilerimizi kaldırdığımız gibi buzdolabımıza da el atalım. Salam, sucuk, sosis gibi ağır besinleri bir an önce hayatımızdan çıkaralım. Hayvansal proteinlerden uzak duralım.
  • Fast footları hiç söylemiyorum.
  • Porsiyonlarımızı küçültelim,  sofradan  doymadan kalkabilmeyi öğrenelim.
  • Peygamber Efendimiz(s.a.v.) midenin 1\3 ünü yemekle, 1\3ünü suyla doldurup, 1\3ünü de boş bırakmamız gerektiğini söylemiştir.
  • Güneş battıktan sonra yemek yemeyelim.
  • Salatalarımızı zenginleştirelim ve her akşam mutlaka bol miktarda tüketelim.

Hadi bakalım umarım faydalı olmuştur :)

23 Nisan 2012 Pazartesi

Bazen...


"Kendi kendime bir yandan bunları düşünüp, bir yandan da böyle şeyleri aklıma bile getirmemeliyim diyordum. Çünkü halâ çaresizce hayatta aslında bir karşılığı olmayan o hayali yaşatmaya çalışıyordum ben."

Niye?


Kalıplaşmış sözcükler niye var ki?
İnsan olası olmayan bir durumla karşılaştığında onun hakkında düşünmeli, kafa yormalı, deli olmalı yeri geldiğinde.
Sabah kalktığında uykusuz geçirdiği geceyi "yorgunluktan uyuyamadım" kalıbına sığdırmamalı. Neler hissettiğini düşünüp, açıklamaya çalışmalı. Belki böyle özgün anlatımlar üretebilirdik, farklı anlamlar belirtebilirdik. Ah şu hazırakonmamız...
Aslında bir "içim acıyor'un, içimde kötü bir his var'ın" o kadar derin manalarını hissediyoruz ki oturup düşündüğümüzde.
Kelimeleri düşünebilmemiz dileğiyle...

8 Nisan 2012 Pazar

Hayırsız Blogger

İçimdeki yazı işleri müdürü bir süreliğine kafa iznine çıkmıştı. Bu süre içinde vizeleri atlattım, bloga hiç uğramadım desem yeri var. Yeni kitaplar okudum. Her okuduğumuz kitap bizim için yenidir zaten. Bugün de "Kinyas ve Kayra" ya başladım. Gerçekten farklı bir kitap, onu tarif edecek en iyi kelime bu sanırım. Bitirince mutlaka yorumlayacağım.
Bu arada Adana'ya yaz geldi. Kısa kollu giymeye başladım. Çağla yedim ve eriği sabırsızlıkla beklemekteyim :)
Yeni arkadaşlıklar kurdum, biriyle yakın arkadaş olabilmek için onunla tek bir gece geçirmenin yeterli olabileceğini bir kez daha gördüm.
Hı bir de düğün için uzun uğraşlar sonucu elbisemi aldım.
Hayatımda başka önemli gelişme olduğunu düşünmüyorum.sık sık yazabilmek ümidiyle...